Asgari Ücret ve Vergi Adaletsizliği Toplumu Zorluyor

Yeni asgari ücret beklentiyi karşılamazken vergi yükü ve fırsatçı zamlar vatandaş ile esnafı daha da zorluyor derin!!!!!

Abone Ol

ASGARİ ÜCRET, VERGİ ADALETSİZLİĞİ VE FIRSATÇILIK KISKACINDA TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ

Türkiye’de uzun süredir devam eden ekonomik sorunlar, açıklanan asgari ücret rakamlarıyla birlikte bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Bugün açıklanan asgari ücret, ne yazık ki hiçbir kesimin yüzünü güldürmemiş, emekçiye umut olmaktan ziyade, daha cebe girmeden fırsatçıların zam listelerine gerekçe yapılmıştır.

Vergi Sisteminde Yapısal Adaletsizlik

Ülkemizde mali yük, adaletli bir biçimde dağılmamaktadır.

Vergi, kazanandan değil harcayandan alınmakta,
Sermaye yerine tüketim vergilendirilmekte,
Asgari ücretli ile holding sahibi, dolaylı vergiler üzerinden fiilen eşitlenmektedir.

Bu durum, Anayasa’nın 73. maddesinde düzenlenen “vergide adalet ve mali güce göre vergilendirme” ilkesine açıkça aykırıdır. Geliri ne olursa olsun herkesin aynı KDV’yi, aynı ÖTV’yi ödemesi; sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Fırsatçılık ve Denetimsizlik

Asgari ücret açıklanır açıklanmaz;

Etiket üstüne etiket değiştirenler,
Yüzde 100’lere varan zamları “maliyet artışı” bahanesiyle meşrulaştıranlar,
Piyasa psikolojisini fırsata çeviren zincir marketler ve holdingler,

toplumun vicdanını yaralamaktadır.

Bu tablo, Türk Ceza Kanunu’nun 237. maddesi (fiyatları etkileme), 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde açıkça hukuki sorumluluk doğurabilecek niteliktedir. Ancak denetim zafiyeti ve caydırıcı yaptırımların yetersizliği, bu hukuksuzluğu beslemektedir.

Küçük Esnafın Sistematik Tasfiyesi

Bir türlü hayata geçirilemeyen Marketler Yasası, küçük esnafın kaderini belirlemiştir.

Mahalle bakkalları, küçük işletmeler ve yerel esnaf;
Zincir marketlerin kontrolsüz yayılımı,
Fiyat kırma politikaları,
Tedarik ve sermaye gücü eşitsizliği

nedeniyle sistematik biçimde yok edilmektedir. Serbest piyasa ekonomisi, belli sermaye gruplarının insafına terk edilmiştir.

Bu durum, yalnızca ekonomik değil; sosyal bir yıkımdır. Çünkü küçük esnaf, bu toplumun omurgasıdır.

Kira Krizi ve Yaşam Hakkı

Kiraların kontrolsüz artışı, artık bir barınma krizine dönüşmüştür.

Anayasa’nın 57. maddesi devlete “konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alma” yükümlülüğü yüklerken; bugün vatandaş, ev bulamamakta, esnaf dükkân kapatmakta, aileler parçalanma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Esnaf ve Vatandaşın Omzundaki Yük

Vatandaş ve esnaf;

Vergi,
Elektrik, su, doğalgaz,
KDV, stopaj,
SGK primleri,
Personel maliyetleri,
Ağır idari cezalar

altında ezilmektedir. “Bu ayı nasıl çıkarırım?” sorusu, artık milyonların ortak düşüncesi hâline gelmiştir.

Bugün yaşanan ekonomik kriz, yalnızca rakamların değil; adaletin, vicdanın ve sosyal devlet ilkesinin krizidir. Enflasyonu yalnızca dış etkenlere bağlamak, gerçeği perdelemektir. Asıl enflasyon; fütursuz zam yapan, denetimsizlikten güç alan ve vicdanını yitirmiş anlayıştan kaynaklanmaktadır.

Devletin görevi;

Emekçiyi korumak,
Küçük esnafı yaşatmak,
Fırsatçıyı durdurmak,
Vergide adaleti sağlamak,
Sosyal devleti kâğıt üzerinde değil, hayatın içinde var etmektir.

Bu çağrı; siyasi değil, insani ve vicdani bir çağrıdır. Şehit ve gazi ailelerinin temsilcisi olan bir dernek olarak; adaletin, emeğin ve alın terinin yanında durmak, bizim için bir tercih değil, sorumluluktur.

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği
Genel Başkanı
İbrahim SAGUN