TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Geleceğin Türkiye’si, Güncel Konjonktür, Gelişmeler ve
Şehit ve Gazi Aileleri Merkezli Hukukî Yol Haritası
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle mücadelesini yalnızca silahlı güçleriyle değil; şehitlerinin aziz hatırası, gazilerinin onuru ve ailelerinin vakarı üzerine inşa etmiş bir devlettir. Yaklaşık yarım asırdır süren bu mücadelede bedel ödeyenler; masada değil cephede, söylemde değil toprak altında ve sedyede yer alanlardır.
Bu nedenle “Terörsüz Türkiye” hedefi;
öncelikle Şehit ve Gazi Ailelerinin rızasını,
hukukunu,
onurunu ve
manevî hassasiyetlerini esas almak zorundadır.
Aksi hâlde bu hedef, millet vicdanında karşılık bulamaz.
1. BUGÜNKÜ TERÖRSÜZ TÜRKİYE KONJONKTÜRÜ
Güvenlik Boyutu (Şehit ve Gazilerin Emeğiyle Kazanılan Başarı)
Türkiye’nin son yıllarda terörle mücadelede elde ettiği başarılar;
Şehitlerin kanıyla,
Gazilerin fedakârlığıyla,
Şehit ailelerinin sabrıyla
kazanılmıştır.
Bu başarıların hiçbirisi soyut stratejilerin değil; somut bedellerin sonucudur.
Bu sebeple terörle mücadelede gelinen nokta; bir siyasi kazanım değil,
bir şehitler emanetidir.
Bu emanet, hiçbir şekilde;
Geçici siyasi hesaplara,
Uluslararası baskılara,
Terörle arasına mesafe koyamayan yapılara
feda edilemez.
Siyasal ve Toplumsal Konjonktür
(Şehit Ailelerinin Vicdanı = Milletin Vicdanı)
Bugün Türkiye toplumunun ortak paydası şudur:
Şehitlerin aziz hatırası tartışılamaz,
Gazilerin onuru pazarlık konusu yapılamaz,
Terör, hiçbir şartta meşrulaştırılamaz.
Ancak buna rağmen;
Terörle arasına net mesafe koymayan siyasi söylemler,
Şehit ailelerini inciten açıklamalar,
“Toplumsal barış” adı altında terörün sonuçlarını normalleştirme çabaları
toplumsal vicdanda derin yaralar açmaktadır.
Şehit ailelerinin kalbi kırıldığında,
devletin itibarı zedelenir.
2. GELECEĞİN TÜRKİYE’Sİ:
Şehit ve Gazi Ailelerini Dışlayan Değil, Merkeze Alan Türkiye
Devlet Aklının Ölçüsü: Şehit Ailesinin Gözyaşıdır
Geleceğin Türkiye’si;
Şehit ailesinin gözünün içine bakarak konuşabilen,
Gazisinin elini sıkarken mahcup olmayan,
Evladını toprağa veren anneye hesap verebilen
bir devlet olmak zorundadır.
Devlet aklı, şehit ailesinin rızasıyla ölçülür.
Toplumsal Barışın Gerçek Tanımı
Toplumsal barış;
Şehitlerin unutulması değildir,
Teröristlerin affı değildir,
Mağdur ile failin eşitlenmesi değildir.
Gerçek toplumsal barış;
Şehidin yüceliğinin korunması,
Gazinin onurlu yaşamının teminat altına alınması,
Şehit ailesinin yalnız bırakılmaması
ile mümkündür.
3. HUKUKÎ BOYUT:
Şehit ve Gazi Ailelerinin Hukuku Kırmızı Çizgidir
Anayasal Sorumluluk
Anayasa, yalnızca devletin değil;
şehitlerin emanetidir.
Anayasa’nın ilk dört maddesi;
Şehit kanıyla korunmuştur,
Gazilerin bedeniyle savunulmuştur.
Bu maddeler üzerinde yapılacak her tartışma; doğrudan şehit ve gazi ailelerinin vicdanını hedef alır.
Terör Suçlarında Hukukî Netlik
Terör suçları için af olamaz,
Dolaylı af mekanizmaları kabul edilemez,
“Süreç” adı altında terör mağdurları yok sayılamaz.
Şehit ailesi adalet ister,
intikam değil.
Ama adalet, tavizle sağlanamaz.
4. ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİ:
Terörsüz Türkiye’nin Asli Muhatabı
Şehit ve Gazi Aileleri;
Bu ülkenin yükü değil,
Bu devletin vicdanıdır,
Bu milletin sigortasıdır.
Bu nedenle;
Karar alma süreçlerinde temsil edilmelidir,
Sosyal ve ekonomik hakları güçlendirilidir,
Hukukî statüleri anayasal güvence altına alınmalıdır.
Bu talepler ayrıcalık değil,
haktır.
5. YOL HARİTASI
(Şehit ve Gazi Aileleri Onayı Olmadan Adım Atılamaz)
Şehit ve Gazi Aileleriyle istişare mekanizması kurulmalı
Devlet dili, aileleri incitmeyecek şekilde netleştirilmeli
Hukukî reformlar, mağdur merkezli yapılmalı
Terörle mücadelede kazanımlar geri döndürülemez hâle getirilmeli
Terörsüz Türkiye;
şehitleri unutarak değil,
onlara sadakat göstererek kurulur.
Şehit ve Gazi Ailelerini yok sayan hiçbir süreç;
ne meşrudur,
ne kalıcıdır,
ne de vicdanidir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asli görevi;
Şehitlerin emanetine sahip çıkmak,
Gazilerin onurunu korumak
ve bu aziz milletin birliğini hukukla geleceğe taşımaktır.