TÜRKİYE’NİN BİRLİĞİ, ŞEHİTLERİMİZİN EMANETİ VE HUKUK DEVLETİ İLKESİ
Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık devlet geleneği ve yüz binlerce şehidin fedakârlığı üzerine inşa edilmiş bir hukuk devletidir. Bu devletin bekası, bir siyasi partinin ya da bir şahsın değil; 85 milyon vatandaşın ortak iradesine ve anayasal düzenine dayanır.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan açıklamalar, özellikle terörle mücadelede ağır bedeller ödemiş bir millet olarak bizleri derinden düşündürmektedir. 40 yılı aşkın süredir terörle mücadele eden ülkemiz; askerini, polisini, öğretmenini, korucusunu, sivil vatandaşını toprağa vermiştir. Resmî kayıtlara göre on binlerce güvenlik görevlisi ve vatandaşımız şehit olmuş, yüz binlerce insanımız mağduriyet yaşamıştır.
1. Hukukî Boyut
Anayasal Çerçeve
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve yürürlükte bulunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk dört maddesi; devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, resmi dilini, bayrağını ve Cumhuriyet rejimini güvence altına almıştır. Bu maddeler değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Terörle bağlantılı suçlar; Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ağır yaptırımlara tabidir. Devlete karşı silahlı eylem yürüten yapılar ve bunların yöneticileri hakkında verilen hükümler, yargı bağımsızlığı çerçevesinde kesinleşmiştir.
Dolayısıyla:
Terör suçlarına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılacaksa bu ancak TBMM iradesiyle ve açık bir toplumsal mutabakatla mümkündür.
Af, infaz indirimi veya siyasal düzenleme gibi adımlar, Anayasa’nın eşitlik, adalet ve hukuk devleti ilkeleri gözetilerek değerlendirilmelidir.
Şehit ailelerinin ve gazilerin kazanılmış hakları, anayasal güvence altındadır ve geriye götürülemez.
Uluslararası Hukuk ve Devletin Yükümlülüğü
Devletlerin en temel görevi, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Terörle mücadele, uluslararası hukukta da meşru bir savunma hakkıdır. Ancak barış ve demokratikleşme süreçleri söz konusu olduğunda:
Şiddetin tamamen ve koşulsuz biçimde reddi,
Silah bırakmanın açık ve denetlenebilir olması,
Mağdurların haklarının korunması
olmazsa olmaz şartlardır.
Aksi halde süreç, toplumsal travmayı derinleştirir.
2. Toplumsal ve Vicdanî Boyut
Şehitlerimizin aziz hatırası; siyasi tartışmaların üzerinde tutulmalıdır. Bu ülkede 20 yaşında toprağa düşen bir Mehmet’in annesi, bir polisimizin yetim kalan çocuğu, bir gazimizin ömür boyu taşıdığı yara; herhangi bir siyasi pazarlığın konusu olamaz.
“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” söylemi tarihsel ve sosyolojik bir gerçeğe işaret etse de; bu birliktelik ancak ortak vatandaşlık bilinci, eşit hukuk ve terörün tamamen reddi ile mümkündür.
Toplumsal barış;
Tek bir kişinin özgürlüğü için değil,
85 milyonun huzuru için olmalıdır.
Geçmişin muhasebesi yapılmadan, geleceğin inşası sağlıklı olmaz.
3. Siyasi Sorumluluk
Siyasi partiler;
Günübirlik kazanımlar yerine,
Uzun vadeli devlet politikaları üretmekle yükümlüdür.
Terör meselesi partiler üstü bir konudur. Bu konuda şeffaflık, açık iletişim ve milletin bilgilendirilmesi esastır.
Milletin kafasındaki sorular şunlardır:
Verilen şehitler ne olacak?
Adalet duygusu nasıl korunacak?
Yeni taleplerin sınırı nedir?
Sürecin teminatı nedir?
Bu sorulara net, açık ve hukukî temelde cevap verilmelidir.
4. Çözüm ve Öneriler
Manisa Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği olarak önerilerimiz:
Şehit Aileleri ve Gazilerle İstişare Mekanizması Kurulmalıdır.
Sürece dair herhangi bir adım atılacaksa, mağdur kesimler yok sayılmamalıdır.
Şeffaflık Esas Alınmalıdır.
Kapalı kapılar ardında yürütülen süreçler, toplumsal güveni zedeler.
Terörün Koşulsuz Tasfiyesi Şarttır.
Silah bırakma açık, geri dönülmez ve uluslararası gözlemle teyitli olmalıdır.
Anayasal İlkelerden Taviz Verilmemelidir.
Şehitlik Hukuku Güvence Altına Alınmalıdır.
Şehitlerimizin hatırasını zedeleyecek hiçbir düzenlemeye izin verilmemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti; emperyal hesaplara, küresel projelere ve içeriden-dışarıdan yapılan manipülasyonlara rağmen ayakta kalmayı başarmış bir devlettir.
Bizler;
Bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü,
Bayrağımızın gölgesinde kardeşliğimizi,
Şehitlerimizin emanetini
sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.
Devlet büyüklerimizden beklentimiz; milletimizin tereddütlerini giderecek açık, net ve hukuk devleti ilkesine bağlı bir duruş sergilemeleridir.
Şehitlerimizin kanı üzerinden siyaset yapılmamalı; onların aziz hatırası, birlik ve beraberliğimizin temeli olarak korunmalıdır.
Saygılarımla,
Manisa Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği
Genel Başkanı
İbrâhim SAGUN