Türkiye'nin üzüm üretiminde lokomotif şehirlerinden Manisa, hem üretim kapasitesi hem de ihracattaki başarısıyla dünya pazarında önemli bir konuma sahip olmayı sürdürüyor. Buna karşın Manisa kuru üzüm sektörünün en önemli gündem maddelerinden biri olan iç tüketim rakamlarının istenilen seviyeye ulaşamaması, sektör temsilcilerinin dikkat çektiği temel sorunlar arasında yer alıyor. Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, Türkiye'de yıllık kuru üzüm tüketiminin yaklaşık 40 bin ton seviyesinde kaldığını belirterek bu miktarın en az 100 bin tona çıkarılması gerektiğini söyledi.

Özkasap, Türkiye'nin dünyanın en büyük çekirdeksiz kuru üzüm üreticileri arasında bulunmasına rağmen iç pazardaki tüketimin düşük seviyelerde seyretmesinin hem üreticiler hem de sektör açısından önemli bir eksiklik olduğunu ifade etti. İç tüketimin artırılmasının üreticinin gelirini destekleyeceğini ve sektörün daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

Manisa kuru üzüm üretiminde liderliğini sürdürüyor

Türkiye'de üretilen çekirdeksiz Sultaniye kuru üzümünün yaklaşık yüzde 90'ının Manisa'da üretildiğini belirten Sadık Özkasap, bu üretimin büyük bölümünün yine Manisa'daki işletmeler tarafından işlendiğini ve ihraç edildiğini söyledi.

Özkasap, üretilen kuru üzümün yaklaşık yüzde 80 ila 85'inin kentte faaliyet gösteren ihracatçı firmalar aracılığıyla dünya pazarlarına gönderildiğini ifade ederek, Manisa'nın yalnızca üretimde değil işleme, paketleme ve ihracatta da önemli bir merkez olduğunu vurguladı.

Başta İngiltere, Almanya ve Hollanda olmak üzere Avrupa ülkelerinde Türk kuru üzümüne yoğun ilgi bulunduğunu belirten Özkasap, Türk ürünlerinin uluslararası pazarda kalite açısından güçlü bir marka değerine sahip olduğunu kaydetti.

Türkiye'de kuru üzüm tüketimi neden düşük?

Sadık Özkasap, Türkiye'de kişi başına kuru üzüm tüketiminin yaklaşık 200 gram seviyesinde olduğunu belirterek bunun gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük kaldığını söyledi.

İç piyasada alkol sektörünün de dahil olduğu toplam kuru üzüm tüketiminin yıllık yaklaşık 40 bin ton seviyesinde gerçekleştiğini ifade eden Özkasap, "Bugün İngiltere bu kadar üzüm tüketebiliyorsa Türkiye neden tüketemiyor?" sözleriyle tüketim alışkanlıklarının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Üzümün yalnızca kuru yemiş olarak değil, farklı gıda ürünlerinde de daha yaygın kullanılmasının tüketimi artırabileceğini belirten Özkasap, özellikle gıda sanayisinin bu konuda önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti.

Üzüm okul projeleri yeniden hayata geçirilmeli

Özkasap, geçmiş yıllarda uygulanan ve öğrencilere kuru üzüm dağıtımını içeren "Üzüm Okul Projeleri"nin yeniden başlatılması gerektiğini söyledi.

Çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıklarını küçük yaşlarda kazanmalarının önemine dikkat çeken Özkasap, üzümün okul çağındaki çocuklara farklı ürünlerle ulaştırılmasının tüketim alışkanlıklarını olumlu yönde etkileyebileceğini belirtti.

Üzümlü kek, kurabiye ve çikolata gibi alternatif ürünlerin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Özkasap, hem ailelerin hem de gıda sektörünün bu konuda daha fazla çalışma yapmasının faydalı olacağını dile getirdi.

Sektör temsilcilerine göre okul temelli beslenme projeleri yalnızca tüketimi artırmakla kalmayacak, aynı zamanda çocukların sağlıklı gıdalara erişimini de destekleyecek.

Bağcılık uzun vadeli yatırım gerektiriyor

Bağcılığın diğer tarımsal üretim alanlarından farklı olarak uzun yıllar süren yatırım gerektirdiğini belirten Sadık Özkasap, üreticilerin kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına göre ürün değiştirme şansının bulunmadığını söyledi.

Bağların 20, 30 hatta 40 yıl boyunca üretime devam eden tesisler olduğunu vurgulayan Özkasap, üreticilerin büyük emek ve maliyetle oluşturduğu bağların sürdürülebilir gelir sağlamasının sektör açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.

Damlama sulama sistemleri, direkler ve altyapısıyla bağların ciddi yatırım gerektirdiğini belirten Özkasap, üreticinin desteklenmesinin hem kırsal kalkınma hem de ihracat açısından önemli olduğunu dile getirdi.

Dünya pazarında güçlü rekabet yaşanıyor

Türk kuru üzüm sektörünün uluslararası pazarda Mısır, Peru ve Güney Afrika gibi önemli üretici ülkelerle rekabet ettiğini belirten Özkasap, küresel pazarda fiyat oluşumunda arz-talep dengesi ile döviz hareketlerinin belirleyici olduğunu söyledi.

Uluslararası alıcıların sezon başlamadan önce rekolte tahminlerini yakından takip ettiğini ifade eden Özkasap, ihracatçıların ürünlerini en yüksek katma değerle satabilmek için yoğun çaba gösterdiğini kaydetti.

Türkiye'nin üzüm işleme teknolojisi, hijyen standartları ve kalite yönetimi bakımından dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yer aldığını belirten Özkasap, bu avantajın korunabilmesi için üretimin yanı sıra iç tüketimin de artırılması gerektiğini söyledi.

Yeni sezon öncesinde üretici, tüccar ve ihracatçılara bereketli bir yıl temennisinde bulunan Özkasap, Manisa'nın dünya üzüm sektöründeki güçlü konumunu sürdürebilmesi için hem ihracatın hem de iç pazarın birlikte büyümesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Kaynak: iha