Bakırlıoğlu: “2027 bütçesinin en büyük açığı güven açığı”
Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, bütçe görüşmelerinde fon krizini, faiz yükünü ve çalışanların vergi yükünü eleştirdi.
YENİ Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmelerinde ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fon krizinin etkilerinden kamu kurumlarının denetim sorumluluğuna, faiz giderlerinden üreticilerin borçlarına kadar birçok konuyu gündeme getiren Bakırlıoğlu, bütçenin ekonomik kayıpların yanı sıra güven sorunuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bakırlıoğlu, “Bu ülkede güven kaybedildi, kurumlarımız erozyona uğradı, kurallar ortadan kalktı. Bu, ekonomik kayıplardan çok daha büyük bir yıkımdır” ifadelerini kullandı.

“Fon krizinin bütçeye etkisi nerede?”
Bütçenin, fon krizi öncesindeki ekonomik öngörülerle hazırlandığını savunan Bakırlıoğlu, 6 Eylül 2026’da açıklanan Orta Vadeli Program’ın ardından yaşanan gelişmelerin hesaplamalara yansıtılmadığını ileri sürdü.
Fon krizinde 455 bin kişinin mağdur olduğunu, fonlardaki kaybın 20 milyar dolara, borsadaki kayıplarla birlikte toplam ekonomik etkinin 120 milyar dolara ulaştığını iddia eden Bakırlıoğlu, bu rakamları deprem sonrasında açıklanan ekonomik maliyetle karşılaştırdı.
Bakırlıoğlu, “Şimdi önümüzde 120 milyar dolarlık bir enkaz var ama sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi bütçe görüşüyoruz. Bu ekonomik yıkımın bütçeye etkisi nerede?” diye sordu.
Denetim kurumlarına ve siyasi sorumluluğa ilişkin eleştiriler
Fon krizinin yalnızca yatırımcıların para kaybıyla açıklanamayacağını belirten Bakırlıoğlu, devlet kurumlarına ve finansal sisteme duyulan güvenin de zarar gördüğünü savundu.
Fonlardaki manipülasyon iddialarının aylar öncesinden Meclis gündemine getirildiğini söyleyen Bakırlıoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı’nın da daha önce düzenleme ihtiyacından söz ettiğini belirterek neden zamanında müdahale edilmediğini sordu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki atama yetkisine işaret eden Bakırlıoğlu, siyasi sorumluluğun Cumhurbaşkanında olduğunu ileri sürdü. Krizin araştırılması için Meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini ifade etti.
Kürsüde 200 liralık banknot gösterdi
Konuşmasında 200 liralık banknot gösteren Bakırlıoğlu, banknotların üzerindeki imzaların Merkez Bankasının kurumsal güvencesini temsil ettiğini söyledi. Üç eski Merkez Bankası başkan yardımcısının tutuklu olduğunu, ikisinin fon krizi kapsamında tutuklandığını belirtti.
Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci’nin Tera Holding’deki yöneticiliğini ve hakkındaki suçlamaları gündeme getiren Bakırlıoğlu, Taha Çakmak’a ilişkin iddialara da değindi.
Bakırlıoğlu; Türkiye Sigorta’nın mevduatlarının Tera fonlarına aktarıldığı, bunun karşılığında rüşvet alındığı ve Grainturk hisselerinin fiyatlarının şişirildiği yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi. Söz konusu iddiaları kurumsal güven açısından ağır bulduğunu ifade etti.
Fon düzenlemesi ve yatırımcıların alacakları
Fon düzenlemesinin Meclis görüşmelerinde verilen önergeyi eleştiren Bakırlıoğlu, satış talimatına rağmen parasını alamayan yaklaşık 200 bin yatırımcının haklarının zedelendiğini savundu.
Yatırımcıların öncelikli alacaklı konumundan çıkarıldığını ileri süren Bakırlıoğlu, düzenlemenin Sermaye Piyasası Kurulunun daha önce açıkladığı çerçeveyle çeliştiğini söyledi.
Ekrem İmamoğlu’nun diploma tartışmaları sırasında yaptığı açıklamayı da hatırlatan Bakırlıoğlu; televizyon kanallarına yönelik işlemler, acele kamulaştırma kararları ve fon düzenlemesi üzerinden mülkiyet hakkına ilişkin eleştiriler yöneltti.
Vestel’de işten çıkarma iddiasını gündeme taşıdı
Fon krizinin sermaye piyasalarına güveni sarstığını savunan Bakırlıoğlu, 100 bin kişinin borsa hesabını kapattığını ve bazı şirketlerin borç ödemelerinde güçlük yaşadığını söyledi.
Manisa’daki istihdama da değinen Bakırlıoğlu, Vestel’in 500 milyon dolarlık borcunun vadesini uzatmaya çalıştığını ve şirkette 6 bin kişinin işten çıkarıldığını ileri sürdü.
Bakırlıoğlu, bütçenin şirketlerin finansman sorunları ve çalışanların iş kayıplarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Yatırım için değil, faiz ödemek için borçlanıyoruz”
2027 bütçesinde 3,9 trilyon lira açık ve 4 trilyon lira faiz harcaması öngörüldüğünü belirten Bakırlıoğlu, faiz giderlerinin bütçe içindeki payının yükseldiğini söyledi.
2018’de bütçe harcamalarının yüzde 8,9’unun faize ayrıldığını, 2027’de bu oranın yüzde 17,6’ya çıktığını ifade eden Bakırlıoğlu, “Artık yatırım için borçlanmıyoruz, faiz ödemek için borçlanıyoruz” dedi.
Kamu yatırımlarına ilişkin olarak da sermaye giderlerinin millî gelire oranının 2026’daki yüzde 2,1 seviyesinden 2027’de yüzde 1,7’ye düşürüldüğünü belirtti.
Çalışanların vergi yüküne dikkat çekti
Vergi gelirlerinin dağılımını eleştiren Bakırlıoğlu, kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı gerilerken ücretlilerden alınan gelir vergisinin arttığını savundu.
2027’de ücretlilerden yaklaşık 2,6 trilyon lira gelir vergisi, şirketlerden ise 2,3 trilyon lira kurumlar vergisi alınmasının öngörüldüğünü belirten Bakırlıoğlu, bu dağılımı adaletsiz bulduğunu söyledi.
KDV ve ÖTV’nin de sabit gelirliler üzerindeki yüküne değinen Bakırlıoğlu, “Kazanırken vergi, harcarken vergi. Ama büyük sermayenin toplam gelirler içindeki vergi payı giderek azalıyor” ifadelerini kullandı.
Bireysel borçlar ve çiftçinin ödeme güçlüğü
Bakırlıoğlu, 9 Ekim itibarıyla tüketicilerin ödeyemediği kredi ve bireysel kredi kartı borçlarının 387 milyar liraya ulaştığını belirtti. Yüksek faizlerle borçların çevrilmeye çalışıldığını söyleyerek bütçede borç yükünü hafifletecek somut önlemler bulunmadığını savundu.
Tarım sektörünün takipteki borçlarının Ağustos 2025’te 9 milyar lirayken Ağustos 2026’da 27 milyar liraya çıktığını ifade eden Bakırlıoğlu, Manisa’daki üzüm ve zeytin üreticilerinin sorunlarını örnek gösterdi.
Ürün fiyatlarının düştüğünü, bazı üreticilerin toplama maliyetini karşılayamadığını belirten Bakırlıoğlu, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin kredi taleplerini yeterince karşılamadığını ileri sürdü.
Kamu çalışanları, emekliler ve büyüme hedefleri
Personel giderlerinin reel olarak gerilediğini savunan Bakırlıoğlu, kamu çalışanlarının millî gelirden aldığı payın azaldığını söyledi. SGK prim tahsilatı ve sigorta ödemelerine ilişkin öngörülerin de asgari ücretliler ile emekliler açısından belirgin bir refah artışına işaret etmediğini ifade etti.
Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranının düşük olmasına rağmen finansman maliyetinin yüksek olduğunu belirten Bakırlıoğlu, dünya ekonomisinin yavaşlamasının beklendiği dönemde Türkiye için açıklanan büyüme hedeflerinin dayanağını sordu.
Avrupa Birliği ortalamasına yakınsama karşılaştırmalarında ise birliğin değişen üye yapısının dikkate alınması gerektiğini savundu. Bakırlıoğlu, ekonomik istikrar için bütçe hedefleri kadar hukuk düzenine ve kurumlara duyulan güvenin de belirleyici olduğunu vurguladı.




