İbrahim Sagun: Devletin Üzerinde Hiçbir Yapı Olamaz
Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı İbrahim Sagun, Türkiye’deki cemaat ve tarikat tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı. Hiçbir dini, siyasi veya ekonomik yapının devletin üzerinde görülemeyeceğini belirten Sagun, bütün soruşturmaların hukuk, delil ve masumiyet karinesi çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin yeni kavgalara değil; hukukun üstünlüğüne, adalete, devlet ciddiyetine ve toplumsal kardeşliğe ihtiyacı bulunduğunu ifade eden Sagun, vatandaşların dini ve siyasi görüşleri üzerinden karşı karşıya getirilmemesi çağrısında bulundu.
“Devletin sahibi milletimizdir”
Türkiye Cumhuriyeti’nde herkesin Anayasa ve kanunlar çerçevesinde inancını yaşayabileceğini ve hukuka uygun şekilde örgütlenebileceğini belirten Sagun, bu özgürlüğün hiçbir yapıya ayrıcalık veya denetimsizlik hakkı vermeyeceğini vurguladı.
Sagun; cemaatlerin, tarikatların, vakıfların, derneklerin, siyasi partilerin, ekonomik yapıların ve şahısların hukuk düzeni içerisinde faaliyet göstermek zorunda olduğunu söyledi.
Bir grubun mensup sayısının veya ekonomik gücünün ona devlet kurumları karşısında üstünlük sağlayamayacağını kaydeden Sagun, devlet makamlarında liyakat, şeffaflık ve hukukun esas alınması gerektiğini dile getirdi.
Dinin istismar edilmesine karşı çıktı
Dinin insanların vicdanına ve ahlakına rehberlik eden kutsal bir alan olduğunu ifade eden Sagun, dini değerlerin siyasi, ekonomik veya örgütsel çıkarlar doğrultusunda kullanılmasının toplumsal açıdan ciddi tehlikeler doğurabileceğini belirtti.
Türkiye’nin geçmişte dini duyguları istismar ederek devlet içerisinde örgütlenen yapıların yol açtığı ağır sonuçlarla karşılaştığını hatırlatan Sagun, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin bu konuda unutulmaması gereken önemli bir örnek olduğunu söyledi.
Ancak geçmişte yaşananlardan hareketle bütün dini toplulukların suçlanmasının da doğru olmayacağını vurgulayan Sagun, sorumluluğun bireysel olduğunu ve suçun somut delillerle ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
Furkan Vakfı soruşturmasına ilişkin değerlendirme
Sagun, açıklamasında 19 Ağustos 2026 tarihinde Furkan Vakfı’na yönelik gerçekleştirildiği bildirilen soruşturmaya da değindi. Operasyon kapsamında çeşitli kişiler hakkında ağır suçlamaların gündeme geldiğini belirten Sagun, soruşturma aşamasındaki iddiaların kesinleşmiş hüküm gibi sunulmaması gerektiğini ifade etti.
Gözaltının suçluluk, soruşturmanın ise mahkûmiyet anlamına gelmediğine dikkat çeken Sagun, şu değerlendirmede bulundu:
“Kim olursa olsun herkes adil yargılanma hakkına sahiptir. Suçlamalar delillerle araştırılmalı, savunma hakkı korunmalı ve nihai karar bağımsız ve tarafsız yargı tarafından verilmelidir.”
Sagun, devletin herhangi bir kişi veya gruba karşı peşin hükümle değil, hukuku işleten bir kurum anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Devlet aklı sloganla değil, delille hareket eder”
Türkiye’de yaşanan bazı gelişmelerin somut kanıt bulunmadan “dış güçler”, “yabancı istihbaratlar” veya farklı uluslararası yapılarla ilişkilendirildiğini belirten Sagun, bu tür suçlamalarda da hukuktan ayrılmamak gerektiğini ifade etti.
Bir dış bağlantı, finans ilişkisi veya yasa dışı örgütlenme iddiası bulunuyorsa bunun yetkili kurumlar tarafından araştırılması gerektiğini belirten Sagun, hiçbir kişi veya grubun delil olmadan suçlanamayacağını kaydetti.
“Devlet aklı sloganla değil, delille hareket eder” diyen Sagun; mali kayıtların, örgütsel bağlantıların ve varsa suç unsurlarının adli makamlar tarafından incelenmesini istedi.
Sosyal medya kullanıcılarına sorumluluk çağrısı
Sosyal medyada geniş kitlelere ulaşan kişilerin kullandıkları dil konusunda sorumluluk taşıdığını ifade eden Sagun, eleştiri ve ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temel hakları arasında bulunduğunu belirtti.
Bununla birlikte tehdit, şiddete çağrı, suç işlemeye teşvik ve halkı kin veya düşmanlığa sürüklemeye yönelik eylemlerin hukuk düzeninin konusu olduğunu söyledi. İfade özgürlüğü ile suç arasındaki sınırın siyasi veya toplumsal baskıyla değil, somut olayın şartlarına göre yargı tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
“Şehitlik ve gazilik milletimizin ortak değeridir”
Şehit ve gazi aileleri olarak tartışmalara siyasi veya dini gruplar üzerinden bakmadıklarını ifade eden Sagun, şehitlik ve gaziliğin milletin tamamına ait ortak değerler olduğunu söyledi.
Şehitlerin Türkiye’nin bağımsızlığı, tek bayrağı ve vatan bütünlüğü uğruna hayatlarını verdiğini belirten Sagun, şehit ailelerinin acısında ve gazilerin fedakârlığında siyasi parti, mezhep veya cemaat ayrımı bulunmadığını dile getirdi.
Hukuk ve toplumsal kardeşlik çağrısı
İbrahim Sagun, açıklamasının sonunda vatandaşların birbirine düşmanlaştırılmaması, dini değerlerin çıkar amacıyla kullanılmaması ve devletin üzerinde herhangi bir yapının oluşmasına izin verilmemesi çağrısında bulundu.
Sagun, “Ne cemaat devletten büyük olsun ne devlet vatandaşından uzaklaşsın. Ne din istismar edilsin ne hukuk siyasallaştırılsın. Türkiye’nin egemenliği ve hukuk düzeni üzerinde hiçbir şahıs, cemaat, tarikat veya siyasi yapı bulunamaz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin yeni ayrışmalar yerine ortak değerlerde buluşması gerektiğini belirten Sagun; tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek millet ve herkes için adalet mesajı verdi.






