25 Temmuz 1981'den Bugüne: Bir Şehit Evladının Adalet ve Vicdan Çağrısı

25 Temmuz 1981 tarihli bir gazete haberinde, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde görev yapan Emniyet Teşkilatı mensupları Bekçi Ahmet SAGUN ile Polis Memuru Hayrettin Yeşil hakkında, dönemin yasa dışı silahlı yapılanmasına yönelik operasyonlar sırasında yaşanan olaylara ilişkin bilgiler yer almaktadır.

Haberde, olay sonrasında çok sayıda kişinin yakalandığı, örgütsel faaliyetlere ilişkin soruşturma yürütüldüğü ve güvenlik güçleri açısından ağır sonuçlar doğuran bir saldırının yaşandığı ifade edilmektedir.

Ancak bir gazete haberi tek başına kesin hüküm veya mahkeme kararı niteliği taşımaz. Olayın tüm yönleriyle ortaya konulabilmesi için döneme ait soruşturma dosyalarının, iddianamelerin, mahkeme kararlarının, gerekçeli hükümlerin, infaz kayıtlarının ve resmî arşiv belgelerinin incelenmesi gerekmektedir.

Ben, Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı İbrahim SAGUN, aynı zamanda çocuk yaşta babasını kaybetmiş bir şehit evladıyım.

Babamın yokluğu yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değildir. Bir şehit evladı için babasız büyümek; her bayramda, her karne gününde, her başarıda ve hayatın her önemli anında hissedilen büyük bir eksikliktir.

Babam Ahmet SAGUN, görevini yerine getirirken hayatını kaybeden bir emniyet mensubuydu. Biz ise geride kalan ailesi olarak yıllardır onun yokluğuyla yaşamaya devam ediyoruz.

Bugün geçmişte yaşanan ağır olaylar, ceza infaz sistemine ilişkin düzenlemeler ve toplumsal uzlaşı tartışılırken; şehit ailelerinin adalet beklentisinin, yaşadığı acının ve toplum vicdanındaki yerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

Kamuoyuna ve Yetkili Kurumlara Soruyoruz

  • Şehit ailelerinin yıllardır taşıdığı acı ve mağduriyetlerin giderilmesine yönelik hangi somut adımlar atılacaktır?

  • Geçmişte işlenen ağır suçlara ilişkin mahkeme kararları, soruşturma dosyaları ve infaz süreçleri neden kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde paylaşılmamaktadır?

  • Bir kişinin hangi suçtan yargılandığı, hangi mahkeme tarafından hangi hükümle cezalandırıldığı ve cezasının hangi yasal düzenlemeler çerçevesinde infaz edildiği resmî belgelerle kamuoyuna açıklanacak mıdır?

  • Şehit ailelerinin yıllardır cevap bekleyen soruları, hazırlanacak veya yürütülecek hukuki ve idari süreçlerde dikkate alınacak mıdır?

  • Şehit ailelerinin görüşü alınmadan yürütülecek çalışmaların toplumsal vicdan açısından nasıl değerlendirileceği düşünülmüş müdür?

Bizler adalete karşı değiliz.

Bizler hukukun üstünlüğüne karşı değiliz.

Bizler toplumsal huzura ve kardeşliğe karşı hiç değiliz.

Ancak inanıyoruz ki;

Adalet, şehit ailelerinin acısını görmezden gelerek tesis edilemez.

Toplumsal barış, geçmişte yaşananların üzeri örtülerek kalıcı hâle gelemez.

Kardeşlik ise şehit ailelerinin yıllardır sorduğu sorular cevapsız bırakılarak güçlenemez.

Hukuki Açıdan Talebimiz

Kamuoyuna yansıyan bilgilerde adı geçen kişiler hakkında sağlıklı ve kesin değerlendirme yapılabilmesi için aşağıdaki resmî belgelerin yetkili kurumlarca incelenmesi gerektiğine inanıyoruz:

Kamuya açık biyografik bilgilerde Yaşar Eroğlu hakkında 1981 yılında tutuklandığı ve uzun süre cezaevinde kaldığı yönünde bilgiler yer almaktadır. Ancak hangi somut fiilden dolayı, hangi mahkemenin hangi kararıyla hüküm giydiği ve hangi yasal düzenlemeler kapsamında cezasının infaz edildiği yalnızca resmî yargı belgeleri incelenerek kesin biçimde ortaya konulabilir.

Bu nedenle ilgili kurumlara çağrımız açıktır:

Şehit ailelerinin adalet duygusunu korumak amacıyla geçmiş dosyalara ilişkin hüküm ve infaz süreçleri resmî belgeler üzerinden açıklansın; kamuoyunda oluşan soru işaretleri giderilsin.

Ceza hukukunda infaz rejimleri yıllar içerisinde değişmiş, koşullu salıverilme ve infaz uygulamaları farklı kanuni düzenlemelere tabi olmuştur. Bir kişinin hangi düzenlemeden hangi şartlarla yararlandığı ancak suç tarihi, hükmün niteliği, kesinleşmiş mahkeme kararı ve yürürlükte bulunan mevzuat birlikte değerlendirilerek ortaya konulabilir.

TBMM'ye Çağrımız

Bizim istediğimiz intikam değil, adalettir.

Kimseye kin veya nefret beslemiyoruz.

Talebimiz; hukukun eksiksiz uygulanması, şehitlerimizin aziz hatırasına saygı gösterilmesi ve şehit ailelerinin yıllardır taşıdığı acının görmezden gelinmemesidir.

Şehitlerimizin emaneti üzerinden siyasi tartışmalar yapılmasını istemiyoruz.

Şehit ailelerinin yalnızca anma törenlerinde değil, karar alma süreçlerinde de dinlenmesini ve görüşlerinin dikkate alınmasını istiyoruz.

Devletimizin birliği, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve milletimizin huzuru hepimizin ortak değeridir.

Ancak hiçbir hukuki veya siyasi düzenleme, şehit ailelerinin yaşadığı acıyı yok saymamalıdır.

Son Söz

Bugün bir kez daha soruyoruz:

  • Şehit ailelerinin yıllardır taşıdığı acının hesabını kim verecek?

  • Şehit çocuklarının adalet duygusunu kim koruyacak?

  • Geçmişte yaşanan ağır olayların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması için hangi somut adımlar atılacak?

  • Şehit aileleri hazırlanacak her türlü düzenlemede neden doğrudan muhatap alınmıyor?

Bu sorular yalnızca benim sorularım değildir.

Bu sorular; babasını, annesini, eşini, evladını veya kardeşini vatan uğruna kaybeden tüm şehit ailelerinin ortak vicdanının sesidir.

Aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Ruhları şad, makamları âli olsun.

Onları unutmayacağız, unutturmayacağız.

Şehit ailelerinin haklı taleplerini hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, adalet ve vicdan temelinde savunmaya devam edeceğiz.

Saygılarımla.

İbrahim SAGUN
Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı

Kaynak: HABER MERKEZİ