KAMUOYUNA DUYURU

1993'ÜN KARANLIK DOSYALARI: ADALET, HAKİKAT VE ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI

Türkiye Cumhuriyeti'nin yakın tarihinde derin izler bırakan dönemlerden biri olan 1993 yılı, yalnızca yaşanan acı olaylarla değil, aradan geçen uzun yıllara rağmen kamuoyunda varlığını sürdüren soru işaretleriyle de hafızalardaki yerini korumaktadır.

1993 yılı içerisinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatı, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in hayatını kaybettiği uçak kazası, araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu suikastı, Devlet Bakanı Adnan Kahveci'nin trafik kazasında yaşamını yitirmesi, Sivas Madımak Oteli faciası, terör saldırıları, faili meçhul cinayetler ve çok sayıda toplumu derinden etkileyen olay meydana gelmiştir.

Bu olayların önemli bir bölümü hakkında yargı süreçleri işletilmiş, çeşitli soruşturmalar yürütülmüş ve resmi açıklamalar yapılmıştır. Bununla birlikte, bazı olaylara ilişkin kamuoyunda yıllardır süregelen tartışmalar ve cevap bekleyen sorular da varlığını korumaktadır.

Bu soruların dile getirilmesi, herhangi bir kişi veya kurumu delil olmaksızın suçlamak amacı taşımamaktadır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak amaç; gerçeğin ortaya çıkarılması, toplum vicdanının rahatlatılması ve devlet kurumlarına duyulan güvenin güçlendirilmesidir.

1993 yılına ilişkin kamuoyunda tartışılan başlıca konular

  • Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatına ilişkin farklı iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulup kavuşturulmadığı,

  • Uğur Mumcu suikastının bütün bağlantılarıyla aydınlatılıp aydınlatılmadığı,

  • Orgeneral Eşref Bitlis'in yaşamını yitirdiği uçak kazasına ilişkin kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilip giderilmediği,

  • Adnan Kahveci'nin hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin tüm teknik ve hukuki değerlendirmelerin tamamlanıp tamamlanmadığı,

  • Madımak olaylarında ihmal iddiaları ile tüm sorumluların hukuk önünde hesap verip vermediği,

  • Aynı dönemde yaşanan terör olayları ve faili meçhul cinayetlere ilişkin bütün gerçeklerin ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı.

Bu başlıklar, yıllardır kamuoyunda tartışılmakta olup, hukuki zeminde değerlendirilmesi gereken konular olarak önemini korumaktadır.

Terör ve 1993 süreci

1993 yılında yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin terörle mücadelesi açısından kritik bir döneme işaret etmektedir. Dönemin siyasi ve güvenlik koşulları içerisinde çeşitli girişimler ve çatışmalar yaşanmış, süreç kısa süre içerisinde yeniden şiddetlenen terör saldırılarıyla farklı bir noktaya evrilmiştir.

PKK'nın geçmişte işlediği terör suçları ve gerçekleştirdiği saldırılar, hiçbir şekilde meşru görülemez ve kabul edilemez. Terörün yol açtığı can kayıpları, şehitlerimiz, gazilerimiz ve milletimizin yaşadığı acılar unutulamaz.

Bununla birlikte, tarihî süreçlerin bütün yönleriyle araştırılması, geçmişten ders çıkarılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması açısından önem taşımaktadır.

Hukuk devleti ilkesi

Hiçbir kişi, kurum veya devlet görevlisi hakkında somut delil ve kesinleşmiş yargı kararı bulunmadan suçlayıcı değerlendirmelerde bulunulması doğru değildir.

Ancak hukuk devleti ilkesi gereği, kamu vicdanında soru işaretleri oluşturan olayların, gerekli hukuki şartların bulunması halinde yeniden değerlendirilmesi, arşivlerin incelenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi devletin saygınlığına katkı sağlayacaktır.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik, güçlü devlet anlayışının temel unsurlarındandır.

Terörün Türkiye'ye etkileri

Terör, yalnızca güvenlik sorunu değil; aynı zamanda sosyal, ekonomik ve insani sonuçları bulunan ağır bir toplumsal meseledir.

Terör nedeniyle;

  • Binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiş,

  • Şehit aileleri ve gaziler büyük fedakârlıklar yaşamış,

  • Bölgesel kalkınma olumsuz etkilenmiş,

  • Kamu kaynaklarının önemli bölümü güvenlik harcamalarına yönelmiştir.

Hiçbir ekonomik hesap, kaybedilen insan hayatının karşılığı olamaz.

Şehitlerimize karşı sorumluluğumuz

Şehitlerimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, milletimizin huzuru ve vatanımızın bölünmez bütünlüğü için canlarını feda etmişlerdir.

Atlas Okyanusu'ndaki 280 Milyon Dolarlık Altın Hazinesi 82 Yıldır Çıkarılamadı
Atlas Okyanusu'ndaki 280 Milyon Dolarlık Altın Hazinesi 82 Yıldır Çıkarılamadı
İçeriği Görüntüle

Onların aziz hatırasına sahip çıkmanın yolu;

  • Hukukun üstünlüğünü korumak,

  • Terörle etkin mücadeleyi sürdürmek,

  • Şehit aileleri ve gazilerimizin haklarını gözetmek,

  • Gerçeklerin ortaya çıkmasını desteklemek,

  • Toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirmektir.

Kamu kurumlarına çağrı

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği olarak;

Kamuoyunda uzun yıllardır tartışılmaya devam eden olaylara ilişkin mevcut hukuki süreçler, kesinleşmiş mahkeme kararları, arşiv kayıtları ve kamuoyuna açıklanmasında sakınca bulunmayan bilgi ve belgelerin, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesini saygıyla talep ediyoruz.

Bu kapsamda;

  • Devlet arşivlerinin hukuki çerçevede yeniden incelenmesi,

  • Açıklanmasında sakınca bulunmayan belgelerin kamuoyuyla paylaşılması,

  • Kesinleşmiş yargı kararları ile doğrulanmamış iddiaların açık biçimde birbirinden ayrılması,

  • Gerektiğinde TBMM tarafından araştırma mekanizmalarının değerlendirilmesi,

  • Şehit aileleri, gaziler, mağdur yakınları, hukukçular ve akademisyenlerin görüşlerine başvurulması,

  • Terörün Türkiye'ye verdiği insani ve ekonomik zararın bilimsel çalışmalarla ortaya konulması,

  • Kamuoyunun şeffaf şekilde bilgilendirilmesi

hususlarını saygıyla kamuoyunun ve ilgili kurumların takdirine sunuyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti, hukuk devleti ilkesi, demokratik kurumları ve milletimizin ortak vicdanıyla güçlenmeye devam edecektir.

Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor; milletimizin birlik ve beraberliğinin daim olmasını diliyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği
Genel Başkanı
İbrahim Sağun

Kaynak: HABER MERKEZİ