İBRAHİM SAGUN’DAN ÖZGÜR ÖZEL’E MEMLEKETİ MANİSA'DAN SERT MESAJ: “BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL!”

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı İbrahim SAGUN, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik açıklamasında, siyasi sorumluluk, devlet kurumlarına saygı, toplumsal huzur ve Türkiye’nin içinde bulunduğu uluslararası gelişmeler konusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. SAGUN, muhalefetin yalnızca iktidarı eleştirmekle yetinmemesi, ülkenin geleceğine yönelik somut projeler ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

“Siyaset, sokakları hareketlendirmekten ibaret değildir”

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı İbrahim SAGUN, Yeni parti Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek Türkiye’deki siyasi tartışmaların daha sorumlu bir zeminde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

SAGUN, yerel seçimlerde vatandaşların siyasi partilere verdikleri desteğin sınırsız bir yetki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şu görüşleri dile getirdi:

“Sayın Özgür Özel, vatandaşların sandıkta verdiği desteği siyasi sorumluluğunuzu yerine getirmeniz için bir emanet olarak görmelisiniz. Yerel seçimlerde elde edilen başarı, kimseye zafer sarhoşluğuna kapılma veya milletin beklentilerinden uzaklaşma hakkı vermez. Vatandaşlarımız belediyelerden hizmet, siyasetten çözüm, devlet yönetiminden istikrar bekliyor.

Bu milletin iradesi yalnızca seçim meydanlarında hatırlanacak bir irade değildir. Asıl mesele, seçimden sonra vatandaşın hayatına dokunabilmek, sorunlarına çözüm üretebilmek ve ülkenin geleceği için sorumluluk üstlenebilmektir.”

SAGUN, siyasi rekabetin demokratik sistemin doğal bir parçası olduğunu, ancak bu rekabetin toplumsal huzuru zedeleyecek bir noktaya taşınmaması gerektiğini kaydetti.

“Devlet kurumlarıyla hesaplaşma değil, hukuk içinde mücadele gerekir”

Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal bir hukuk devleti olduğuna dikkat çeken SAGUN, hiçbir siyasi aktörün kendisini hukukun üzerinde göremeyeceğini ifade etti.

SAGUN, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:

“Devleti ve hukuku tanımama anlamına gelebilecek söylemlerle hiçbir sorun çözülemez. Devlet kurumları eleştirilebilir, kamu yönetimindeki yanlışlar dile getirilebilir, hukuka aykırı olduğu düşünülen uygulamalara karşı mücadele edilebilir. Ancak bütün bunların yolu hukuk düzenini reddetmekten değil, hukukun imkânlarını kullanmaktan geçer.

Bir ülkede hukuk, yalnızca iktidarın değil, muhalefetin de güvencesidir. Bugün bir siyasi hareketin kendi lehine değerlendirdiği bir uygulama yarın aleyhine sonuç doğurabilir. Bu nedenle hepimizin ortak sorumluluğu, hukukun üstünlüğünü ve demokratik kuralları savunmaktır.”

SAGUN, siyasi eleştirilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirtirken, siyasi sorumluluk makamında bulunan kişilerin kullandıkları dilin toplum üzerindeki etkisini de dikkate almaları gerektiğini vurguladı.

“Bu millet sizden kavga değil, çözüm bekliyor”

SAGUN, vatandaşların siyasi partilere verdiği desteğin temelinde daha iyi yaşam koşulları, ekonomik refah, güvenli gelecek ve nitelikli kamu hizmetleri beklentisinin bulunduğunu belirtti.

Türkiye’nin ekonomik ve sosyal sorunlarının siyasi tartışmaların gölgesinde bırakılmaması gerektiğini ifade eden SAGUN, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu ülkenin insanı geçim derdindeyken, gençler geleceğini düşünürken, emekliler ve çalışanlar ekonomik sorunlarla mücadele ederken siyasetin yalnızca karşılıklı suçlamalarla yürütülmesini doğru bulmuyoruz.

Vatandaşın beklentisi bellidir: Üretim, istihdam, eğitim, sağlık, adalet, güvenlik ve refah. Siyasetçilerimizin görevi, birbirlerine yönelik sert ifadelerle gündem oluşturmak değil, bu alanlarda uygulanabilir projeler geliştirmek ve sonuçlarını millete göstermektir.

Muhalefet etmek, yalnızca itiraz etmek değildir. İyi bir muhalefet, yanlış gördüğü uygulamaları eleştirirken alternatifini de ortaya koyar. İktidarın denetlenmesi kadar, muhalefetin de halka karşı siyasi sorumluluğu vardır.”

“Türkiye’yi geçmişin acılarına götürecek bir dil kullanmaktan kaçınılmalıdır”

Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde yaşanan darbeler, siyasi kutuplaşmalar, idamlar ve toplumsal çatışmaların milletin hafızasında derin izler bıraktığını belirten SAGUN, tarihsel acıların güncel siyasi mücadelelerde ayrıştırıcı bir araç hâline getirilmemesi gerektiğini söyledi.

SAGUN, geçmişten ders çıkarılmasının önemine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“Bu millet geçmişte çok ağır bedeller ödedi. Kardeşin kardeşe düşman edildiği dönemlerin, darbelerin, siyasi şiddetin ve demokratik düzenin kesintiye uğratılmasının acılarını yaşadı. Hiçbir siyasi görüş, bu acıların yeniden yaşanmasını isteyemez.

Tarihî olaylar elbette araştırılmalı, tartışılmalı ve sorumluluklar belgeler ışığında değerlendirilmelidir. Ancak geçmişte yaşanan trajedileri bugünün insanlarını birbirine düşürmek için değil, bir daha aynı acılar yaşanmasın diye hatırlamalıyız.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni kutuplaşmalar değil, ortak akıl ve toplumsal uzlaşmadır.”

SAGUN, siyasi liderlere seslenerek söylemlerin toplumsal gerilimi artırmak yerine demokratik katılımı, sağduyuyu ve ortak vatandaşlık bilincini güçlendirmesi gerektiğini ifade etti.

“Dünya kritik bir dönemden geçerken Türkiye’nin öncelikleri unutulmamalıdır”

Uluslararası gelişmelere de değinen SAGUN, Ortadoğu’da devam eden çatışmalar, Filistin’deki insani dram, Avrupa’daki güvenlik ve ekonomik sorunlar ile Türkiye’nin çevresindeki jeopolitik risklerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

İbrahim Sagun’dan Feti Yıldız’ın Çakar Çağrısına Destek
İbrahim Sagun’dan Feti Yıldız’ın Çakar Çağrısına Destek
İçeriği Görüntüle

SAGUN, açıklamasında şu görüşleri dile getirdi:

“Dünyanın birçok bölgesinde insanlar savaşların, yıkımın ve insani krizlerin ağır sonuçlarıyla karşı karşıya. Filistin’de yaşanan insani dram karşısında uluslararası toplumun daha etkili adımlar atması gerektiğine inanıyoruz.

Siyasi partilerimizin bu konularda ortak bir insani duyarlılık geliştirmesi, uluslararası hukuk ve insan hakları temelinde seslerini yükseltmesi önemlidir. Elbette Türkiye’nin iç meseleleri de konuşulmalıdır. Ancak ülkemizin güvenliği, ekonomik dayanıklılığı, dış politikası ve çevresindeki gelişmeler de aynı ciddiyetle ele alınmalıdır.

Sokak siyaseti üzerinden birbirimizi suçlamak yerine, milletimizin ortak hassasiyetlerinde buluşabilmeliyiz. Filistin’deki sivillerin korunması, insani yardımların ulaştırılması ve kalıcı barışın sağlanması için siyasi görüş ayrılıklarının ötesinde ortak bir irade ortaya koymalıyız.”

SAGUN, Türkiye’nin uluslararası gelişmeler karşısında güçlü, hazırlıklı ve diplomatik kapasitesi yüksek bir devlet olmasının önemine dikkat çekti.

“Şehit ailelerinin ve gazilerin hakları siyaset üstü bir sorumluluktur”

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı İbrahim SAGUN, açıklamasında şehit yakınları ve gazilerin haklarının korunmasının bütün siyasi partilerin ortak sorumluluğu olması gerektiğini de vurguladı.

SAGUN, şehit aileleri ve gazilerin sosyal, ekonomik ve hukuki sorunlarının siyasi tartışmaların gerisinde kalmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Bizler şehit ailelerinin ve gazilerimizin haklarını savunurken herhangi bir siyasi partinin değil, hak ve adalet ilkesinin yanında duruyoruz. Şehitlerimizin emaneti olan ailelerimizin ve vatan uğruna fedakârlık yapan gazilerimizin sorunları ertelenmemelidir.

İstihdam hakları, sosyal güvenlik, emeklilik, maaşlar, sağlık hizmetleri, konut imkânları ve araç alımındaki mağduriyetler başta olmak üzere çözüm bekleyen meseleler bulunmaktadır. Bu konularda bütün siyasi partilerin somut öneriler geliştirmesini ve Meclis çalışmalarına katkı sunmasını bekliyoruz.

Şehitlerimizin hatırası üzerinden siyaset yapmak yerine, onların ailelerine ve gazilerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Bizim mücadelemiz ayrımcılık için değil, hakların eşit ve adil biçimde korunması içindir.”

SAGUN, ilgili kamu kurumları ve siyasi partilerle yürütülecek yapıcı görüşmelerin, şehit yakınları ve gazilerin sorunlarının çözümüne katkı sağlayacağını ifade etti.

Eleştiri hakkı ile hukuki sorumluluk arasındaki sınır

İbrahim SAGUN’un açıklamasında gündeme getirdiği konular, demokratik toplumlarda siyasi eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek niteliktedir. Bununla birlikte, siyasi açıklamaların hukuki çerçevede kalması önem taşımaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesi, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü; 34. maddesi ise toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almaktadır. Bu haklar, kanunlarda öngörülen ve demokratik toplumda gerekli olan sınırlamalar çerçevesinde kullanılabilir.

Siyasi iktidarın, muhalefetin veya kamu kurumlarının eleştirilmesi tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Barışçıl toplantı ve gösteriler de demokratik hayatın meşru unsurlarıdır. Bu nedenle herhangi bir siyasi partinin sokak çağrısında bulunması, tek başına hukuka aykırılık olarak nitelendirilemez. ; çağrının içeriği, amacı, somut koşullar ve yürürlükteki mevzuat dikkate alınarak yapılmalıdır.

Diğer taraftan, kişilerin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyebilecek ifadeler bakımından Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında hakaret suçu yönünden değerlendirme gündeme gelebilir. Bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi hâlinde ise somut olayın şartlarına göre TCK’nin 267. maddesindeki iftira suçuna ilişkin hükümler tartışılabilir. Her sert eleştiri hakaret, her siyasi iddia da iftira değildir; hukuki nitelendirme kullanılan ifadelerin bütünü ve olayın koşulları üzerinden yapılır.

Bu nedenle kamuoyuna yönelik açıklamalarda kişisel hakaretlerden, doğrulanmamış suç isnatlarından ve şiddeti teşvik edebilecek ifadelerden kaçınılması; eleştirilerin somut olgulara, belgelere ve hukuki değerlendirmelere dayandırılması önemlidir.

Bu haber metni, siyasi görüş ve eleştirilerin kamuoyuna aktarılmasına yönelik bir taslaktır. Belirli bir kişinin hukuka aykırı davrandığına veya suç işlediğine ilişkin kesin bir yargı içermemektedir.

Siyasette sorumluluk, milletin beklentilerine cevap verebilmektir

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı İbrahim SAGUN, açıklamasının sonunda siyasi liderlere sağduyu, sorumluluk ve ortak akıl çağrısında bulundu.

SAGUN, Türkiye’nin geleceğinin siyasi çekişmelerden çok daha önemli olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu ülke sahipsiz değildir. Türkiye Cumhuriyeti, milletiyle, kurumlarıyla, hukuk düzeniyle ve demokratik iradesiyle geleceğe yürümektedir. Hiçbir siyasi parti ülkenin tamamını temsil ettiği iddiasıyla diğer vatandaşları dışlamamalı; hiçbir siyasi aktör de kendisini milletin üzerinde görmemelidir.

Biz doğruları söylemekten, vatandaşlarımızın beklentilerini dile getirmekten ve şehit aileleriyle gazilerimizin haklarını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Eleştiri yapacağız, çözüm isteyeceğiz, gerektiğinde yanlış gördüğümüz uygulamalara karşı çıkacağız. Ancak bunu hukuk çerçevesinde, milletimizin birliğini ve toplumsal huzuru gözeterek yapacağız.

Sayın Özgür Özel ve bütün siyasi liderlere çağrımızdır: Kişisel polemikler yerine ülkemizin geleceğine, milletimizin refahına, devletimizin güvenliğine ve vatandaşlarımızın gerçek sorunlarına odaklanın. Siyasi başarının ölçüsü yalnızca seçim sonuçları değil, millete sunulan hizmet ve ortaya konulan kalıcı çözümlerdir.

Türkiye’nin kaybedecek zamanı yoktur. Milletimizin beklentisi kavga değil, hizmet; ayrışma değil, adalet; slogan değil, somut projedir.”

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İbrahim SAGUN
Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği
Genel Başkan

Muhabir: Ramazan KURUN