Anayasa ve hukuk düzeni hatırlatması! Terör suçlarında genel af ve özel düzenleme tartışmalarına karşı net duruş çağrısı.

Şehit Ailelerinin Vicdanı Adına Bir Sorumluluk Çağrısı

Aziz milletimizin evlatları, vatanın bölünmez bütünlüğü için can vermiş; şehitlerimizin emanetleri ise bizlere onurlu bir sorumluluk bırakmıştır. Bu nedenle terörle mücadele konusunda atılan her adım, söylenen her söz ve verilen her karar hem tarih önünde hem de millet vicdanında değerlendirilir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıllardır bölücü terör örgütü PKK ile mücadele etmektedir. Bu örgüt; anayasal düzeni hedef alan, binlerce asker, polis ve sivil vatandaşımızın hayatını kaybetmesine sebep olmuş silahlı bir yapıdır. Bu gerçeklik, hem ulusal yargı kararlarıyla hem de uluslararası terör listeleriyle sabittir.

Terör suçlarından hüküm giymiş bulunan Abdullah Öcalan hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Türk yargısının bağımsız mahkemelerince karara bağlanmıştır. Bu karar, yalnızca bir bireyin yargılanması değil; aynı zamanda devletin hukuk düzenini, anayasal bütünlüğünü ve kamu güvenliğini koruma iradesinin ifadesidir.

Hukuki Boyut

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:

  1. maddesi, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu,

  2. maddesi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu,

  3. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldıracak şekilde kullanılamayacağını,

  4. maddesi, Türk vatandaşlığı bağını,

açıkça düzenlemektedir.

Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terör suçları, devletin varlığına ve kamu düzenine yönelmiş en ağır suçlar arasında yer almaktadır.

Bu nedenle;

Terör örgütü mensuplarına yönelik genel af tartışmaları,
Terör suçlularına yönelik özel düzenleme girişimleri,
“Umut hakkı” gibi toplum vicdanını yaralayacak öneriler,

hukuki, anayasal ve toplumsal meşruiyet açısından son derece hassas konulardır.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler açısından “umut hakkı” meselesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında teknik bir hukuk tartışması olarak yer almakla birlikte; Türkiye bakımından bu konu, yalnızca teknik değil aynı zamanda milli güvenlik ve kamu vicdanı meselesidir.

Siyasi ve Vicdani Sorumluluk

Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin tecelligâhıdır. Bu çatı altında görev yapan her milletvekili;

Şehit ailelerinin onurunu,
Gazilerimizin fedakârlığını,
Milletimizin birliğini,

korumakla mükelleftir.

Terörle mücadele konusunda atılacak her adımın şeffaf, anayasal sınırlar içinde ve millet vicdanını gözeterek yürütülmesi zorunludur.

Şehit aileleri için mesele siyaset üstüdür. Çünkü bu aileler evlatlarını toprağa vermiştir. Onların hassasiyetleri, günlük politik hesaplarla değerlendirilemez.

Adaletin Temel İlkesi

Hukuk devleti;

Suçu ve suçluyu ayırır,
Yargı kararlarına saygı duyar,
Toplumsal barışı adalet zemininde inşa eder.

Ancak adalet, mağdurun hakkını gözetmeden tesis edilemez. Terör mağdurlarının rızası ve vicdanı hesaba katılmadan yapılacak her düzenleme, toplumsal yaraları derinleştirebilir.

Çağrı

Şehit ailelerini ziyaret etmek elbette kıymetlidir. Ancak asıl önemli olan, onların yüreğini sızlatacak karar ve söylemlerden uzak durmaktır.

Bu millet:

Terörle mücadelenin sulandırılmasını değil,
Hukukun üstünlüğü içinde kararlı bir duruşu,
Şehitlerin hatırasına sahip çıkılmasını,

beklemektedir.

Bizler;

Şehitlerimizin aziz hatırasına,
Gazilerimizin onuruna,
Devletimizin hukuk düzenine

sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Adalet; intikam değil, ama teslimiyet de değildir.
Hukuk; zayıflık değil, ama taviz de değildir.

Milletimizin vicdanı, en büyük mahkemedir.