Şehit Gazi Aileleri Derneği’nden Ortadoğu uyarısı: "Dış güçlerin oyununa gelmeyelim, birlik ve beraberlik içinde olalım.
KARAMANIN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU
Küresel Emperyalizmin Ortadoğu’daki Kirli Senaryoları Üzerine Bir Değerlendirme
Ortadoğu coğrafyası, yüzyıllardır büyük güçlerin çıkar mücadelelerinin sahnesi olmuştur. Enerji kaynakları, stratejik konum ve jeopolitik üstünlük mücadelesi; bölge halklarını zaman zaman birbirine düşüren, toplumları ayrıştıran ve ülkeleri istikrarsızlaştıran birçok kirli senaryonun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bugün yaşanan gelişmeler de bu tarihsel sürecin yeni bir perdesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle son yıllarda bölgede yaşanan savaşlar, iç karışıklıklar ve vekâlet çatışmaları; küresel güçlerin kendi çıkarlarını korumak adına yerel halkları kullanma girişimlerinin açık bir göstergesidir. Bu süreçte farklı etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden yürütülen politikalar, toplumların birlik ve beraberliğini zedeleyen en önemli araçlardan biri haline getirilmiştir.
Bölge Halklarına Çağrı ve Tarihsel Birlik
Bu noktada özellikle Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de yaşayan Kürt kardeşlerimize önemli bir çağrıda bulunmak gerekmektedir. Tarih boyunca bu coğrafyada Türklerle, Araplarla, Farslarla ve diğer halklarla birlikte yaşamış olan Kürt halkı; ortak kültürün, ortak inancın ve ortak kaderin bir parçasıdır. Ancak zaman zaman dış güçlerin müdahaleleriyle bu kardeşlik bağlarının zedelenmeye çalışıldığı görülmektedir.
Bugün Ortadoğu’da yürütülen birçok proje; bölge halklarının gerçek çıkarlarından ziyade küresel güç dengelerini korumaya yönelik stratejilerin ürünüdür. Bu nedenle bölge halklarının birbirine düşman edilmesi, etnik ayrışmaların körüklenmesi ve toplumların parçalanması hedeflenmektedir. Oysa tarih bize göstermiştir ki bu tür projelerden en çok zarar gören yine bölge halkları olmuştur.
Tarihsel Not: Yakın tarihe bakıldığında Irak’ın işgali, Suriye’deki iç savaş ve bölgede yaşanan sayısız çatışma; milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, şehirlerin harabeye dönmesine ve toplumların derin yaralar almasına neden olmuştur.
Türkiye’nin Tutumu ve Devlet Politikası
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarih boyunca bölgesel barışın korunması ve halkların birlikte yaşama iradesinin güçlendirilmesi yönünde politikalar geliştirmiştir. Türkiye’nin temel yaklaşımı; bölgedeki tüm halkların barış içinde, kendi toprak bütünlükleri içerisinde yaşamalarını desteklemektir.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen dış politika anlayışı da bu çerçevede şekillenmektedir. Türkiye, hem uluslararası hukuk kurallarına bağlı kalmakta hem de bölgesel istikrarı tehdit eden girişimlere karşı dikkatli bir politika izlemektedir.
Hukukî Boyut
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğü temel prensipler arasında yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Şartı’na göre:
-
Devletlerin iç işlerine dış müdahale yapılması hukuka aykırıdır.
-
Halkların barış içinde yaşama hakkı uluslararası hukuk tarafından korunmaktadır.
-
Etnik ya da mezhepsel çatışmaların kışkırtılması uluslararası barışa tehdit olarak kabul edilmektedir.
Dolayısıyla bölgedeki herhangi bir halkın dış güçlerin yönlendirmesiyle başka ülkelerin iç istikrarını bozacak şekilde kullanılmaya çalışılması; hem hukukî hem de ahlaki açıdan ciddi sorunlar doğurmaktadır.
Ortak Gelecek ve Kardeşlik Mesajı
Bugün ihtiyaç duyulan şey; bölge halklarının birbirine düşman edilmesi değil, ortak değerler etrafında birleşmesidir. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Farsıyla bu coğrafyanın insanları yüzyıllardır birlikte yaşamış ve aynı kaderi paylaşmıştır.
Bölgede kalıcı barışın sağlanması için:
-
Etnik ayrışmaların değil kardeşliğin güçlendirilmesi,
-
Dış müdahalelere karşı bilinçli bir duruş sergilenmesi,
-
Ortak tarih ve ortak kültürün hatırlanması,
-
Halkların birbirine karşı değil, barış ve adalet için birlikte hareket etmesi gerekmektedir.
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler gösteriyor ki küresel güç mücadeleleri çoğu zaman bölge halklarını ağır bedeller ödemek zorunda bırakmaktadır. Bu nedenle halkların sağduyu ile hareket etmesi, provokasyonlara karşı dikkatli olması ve kardeşlik bağlarını koruması büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki; bu coğrafyada barışın anahtarı halkların birlik ve dayanışmasındadır.
Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği adına Genel Başkan İbrahim SAGUN