Geçmişte ev aldırıyordu, bugün ise geçim derdi! Emeklilikte onurlu bir yaşam için ortak akıl ve köklü reform şart.

EMEKLİLİKTE REFAH NASIL SAĞLANIR?

Bu Mesele Siyasetin Değil, Milletin Meselesidir

Bir ülkenin gerçek zenginliği; gökdelenleri, yolları, köprüleri ya da sadece ekonomik büyüme rakamlarıyla değil, ömrünü çalışarak geçirmiş insanlarına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.

Bugün ülkemizde milyonlarca emekli sabah uyandığında yalnızca güne değil; mutfak masrafına, elektrik faturasına, kira endişesine, ilaç katkı payına ve ay sonunu nasıl getireceğine dair kaygılarla da uyanmaktadır. Oysa emeklilik, kaygının değil huzurun; geçim mücadelesinin değil emeğin karşılığını almanın adı olmalıdır.

Bu yazı ne bir siyasi eleştiridir ne de herhangi bir siyasi görüşün savunusudur. Bu yazı; yıllarca alın teri döken işçilerin, memurların, esnafın ve tüm emeklilerin ortak sesi olma amacı taşımaktadır.

Geçmişten Günümüze Emekliliğin Değişen Gerçeği

Yaklaşık 25 yıl önce emekli olan bir vatandaş, emeklilik ikramiyesiyle bir ev alabiliyor, bir otomobil sahibi olabiliyor, küçük bir iş yeri açabiliyor, çocuklarının eğitimine ve geleceğine destek olabiliyordu. Emeklilik, yeni bir başlangıç anlamına geliyordu.

Bugün ise aynı süre çalışan birçok vatandaş, emeklilik ikramiyesiyle bir evin peşinatını dahi karşılayamıyor. Bir otomobil almak, iş kurmak veya çocuklarına ekonomik destek sağlamak birçok kişi için ulaşılması güç hedefler hâline gelmiş durumda.

Bu tablo, sadece emeklilerin değil, gelecekte emekli olacak milyonlarca çalışanın da ortak kaygısıdır.

Hiç kimse bu gerçeği görmezden gelmemelidir.

Çünkü bugün emekliyi ilgilendiren sorun, yarın çalışan herkesin sorunu olacaktır.

Emeklilikte Refah İçin Ortak Akıl Şart

Elbette bu noktaya gelinmesinde yalnızca tek bir neden yoktur. Küresel ekonomik gelişmeler, yüksek enflasyon, artan üretim maliyetleri, konut ve araç fiyatlarındaki hızlı yükseliş, enerji giderleri ve satın alma gücündeki azalma, toplumun geniş kesimlerini etkilemektedir.

Ancak çözüm de vardır.

Çözüm; birbirimizi suçlamakta değil, ortak akılda buluşmaktadır.

Bu nedenle çağrımız; iktidara da, muhalefete de, ilgili bakanlıklara da, milletvekillerine de, sendikalara da, meslek kuruluşlarına da ve tüm topluma yöneliktir.

Emeklilik konusu günlük siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır.

Bu mesele seçimden seçime hatırlanan bir vaat değil, devlet politikası hâline getirilmelidir.

Emekli Maaşları ve Sosyal Devlet Anlayışı

Emekli maaşları belirlenirken yalnızca enflasyon oranı değil; gerçek yaşam maliyeti esas alınmalıdır. Kira, gıda, sağlık, ulaşım ve enerji giderleri dikkate alınmadan yapılan artışlar, emeklinin alım gücünü korumaya yetmemektedir.

Kıdem tazminatı ve emekli ikramiyesi, uzun yılların emeğinin karşılığıdır. Bir çalışanın emeklilik sonunda en azından mütevazı bir konut alabilecek veya küçük bir iş kurabilecek ekonomik güce ulaşması, sosyal devlet ilkesinin önemli hedeflerinden biri olmalıdır.

Güçlü Ekonomi Güçlü Emeklilik Demektir

Üretim artırılmalı, sanayi ve tarım desteklenmeli, ihracat güçlendirilmeli, kayıt dışı ekonomi azaltılmalı, yatırım ortamı iyileştirilmeli ve enflasyon kalıcı şekilde kontrol altına alınmalıdır. Çünkü güçlü bir ekonomi olmadan kalıcı refah sağlamak mümkün değildir.

Bunun yanında emeklilere yönelik sosyal konut projeleri yaygınlaştırılmalı, düşük faizli kredi imkânları geliştirilmeli, sağlık harcamalarındaki yük hafifletilmeli ve temel hizmetlerde destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.

Refahın gerçek ölçüsü, yalnızca millî gelirin büyüklüğü değil; o gelirin toplumun her kesimine adil şekilde yansımasıdır.

Bugün alınacak doğru kararlar yalnızca bugünün emeklilerini değil, yarının çalışanlarını ve gelecek nesilleri de güvence altına alacaktır.

Emeklilik Onurlu Bir Yaşam Dönemi Olmalıdır

Bu nedenle hep birlikte şu soruyu sormalıyız:

Yıllarca çalışan bir insan, emekli olduğunda neden yeniden iş aramak zorunda kalsın?

Emeklilik; ikinci bir çalışma hayatının başlangıcı değil, onurlu bir dinlenme döneminin başlangıcı olmalıdır.

Karar Vericilere ve Topluma Ortak Çağrı

Buradan tüm karar vericilere, siyasi partilere, kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve aziz milletimize ortak bir çağrıda bulunuyoruz:

Geliniz, emeklilik sistemini günlük tartışmaların ötesine taşıyalım. Ortak akıl, bilimsel veriler ve sosyal devlet anlayışıyla uzun vadeli, sürdürülebilir bir emeklilik reformu gerçekleştirelim. Çünkü güçlü devlet, yalnızca çalışanını değil; ömrünü bu ülkeye hizmet ederek geçirmiş emeklisini de huzur ve güven içinde yaşatabilen devlettir.

Unutulmamalıdır ki, emeklisine değer veren toplumlar geleceğine de değer verir. Emeklilik bir lütuf değil; yıllarca alın teri döken insanların anayasal ve sosyal hakkıdır. Bu hakkın, insan onuruna yakışır bir yaşam standardıyla korunması ise hepimizin ortak sorumluluğudur.

Şehit Gazi Aileleri Koruma ve Kalkındırma Derneği Genel Başkanı
İbrahim SAGUN