Haftalarca rejimin sonunu bekleyenler, anlaşma sonrası ortaya çıkan gerçeklerle yüzleşti.

İran’a Yönelik Saldırının İlk Günleri

ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a kapsamlı bir saldırı başlattı. Operasyon kapsamında 10 binden fazla sorti gerçekleştirildi, 13 bin nokta vuruldu ve yaklaşık 20 bin bomba kullanıldı.

Saldırının ilk günlerinde İran ağır kayıplar verdi. Ali Hamaney ve yönetim kademesi şehit oldu. Hava savunma sistemleri, balistik füze rampaları, silah üretim tesisleri, nükleer tesisler, askeri karargâhlar ve stratejik altyapı önemli ölçüde zarar gördü.

Washington’da Zafer Havası

Saldırıların ardından ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun başarıyla sonuçlandığını savundu. Trump, İran halkına rejimi değiştirme çağrısı yaparken, Washington'da İran’ın kısa sürede çökeceği yönünde değerlendirmeler öne çıktı.

Türkiye’de Farklı Yaklaşımlar

Savaşın ilk günlerinde Türkiye’de de farklı görüşler ortaya çıktı.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, İran’ın direniş kapasitesine dikkat çekerek, “Şehadette eşitlik, fedakarlıkta eşitlik, bu savaşın İran’ın zaferiyle sona ereceğinin en kuvvetli işaretidir” değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise farklı bir perspektif ortaya koydu. Fidan, “Ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen, İsrail’le, Amerika’yla ağız dalaşına bile girmemen lazım” ifadelerini kullanarak İran’ın stratejik tercihlerine yönelik eleştirilerde bulundu.

Rejimin Çöküşü Senaryoları

Savaşın ilk aşamasında birçok yorumcu ve uzman, İran yönetiminin ayakta kalamayacağını öne sürdü.

Bazı değerlendirmelerde rejimin kısa sürede çökeceği, ülkenin iç savaşa sürükleneceği veya kapsamlı reformlara zorlanacağı savunuldu. İran’ın üst düzey kadrolarına yönelik saldırılar, bu senaryoların temel dayanakları arasında gösterildi.

Anlaşma Sonrası Değişen Tablo

Ancak süreç sonunda ortaya çıkan anlaşma metni, savaşın ilk günlerinde yapılan pek çok değerlendirmeyi tartışmalı hale getirdi.

Savaşın başlangıcında İran’ın kısa sürede teslim olacağını öngören analizlerin önemli bölümü gerçekleşmedi. İran’ın devlet kapasitesi, toplumsal dayanıklılığı ve askeri direnci beklenenden farklı bir tablo ortaya koydu.

Yanlış Hesaplanan Unsurlar

Gelişmeler, İran’ın tarihi ve kültürel derinliğinin, coğrafi avantajlarının ve uzun yıllara yayılan hazırlıklarının yeterince hesaba katılmadığı yönündeki görüşleri güçlendirdi.

Ayrıca İran’ın direnme eşiği, askeri kabiliyetleri, bölgesel bağlantıları ve Avrasya ekseninden aldığı destek de birçok değerlendirmede beklenenden daha etkili unsurlar olarak öne çıktı.

Savaşın Ardından Tartışılan Sonuç

Gelinen noktada tartışma yalnızca askeri sonuçlarla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda uluslararası sistem, güç dengeleri ve bölgesel stratejiler üzerine yapılan değerlendirmeler de yeniden sorgulanmaya başladı.

Bu nedenle savaşın ardından ortaya çıkan tablo, yalnızca ABD ve İsrail’in değil; İran’ın kısa sürede çökeceğine inanan, bölgesel dinamikleri ve uzun vadeli güç dengelerini yanlış okuyan birçok çevrenin hesaplarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu.