Dev santraller nasıl zarara sürüklendi? Enerji politikalarında 180 derecelik dönüşün vakti geldi mi?
Enerji Güvenliğine Suikast
Türkiye’nin çözümü vardır. Soma’nın, Zonguldak’ın çözümü vardır. Kamuculuğu, planlamayı, üretimi, halkçılığı ve kamu çıkarlarını yeniden ayağa kaldıracağız. Özelleştirme devri bitti.
Özelleştirmeden Önce ve Sonra
2015 öncesinde 1 milyar TL civarında seyreden borç bugün 20 milyar lira dolaylarına ulaşmıştır.
2015 öncesinde Soma Termik Santrali’nde düzenli kâr varken, 2015 sonrasında yüksek borçluluk ve icra süreci belirleyici olmuştur.
Devlet yönetiminde Türkiye’nin en büyük ilk 80 sanayi kuruluşu arasındayken özel sektörde 322. sıraya düşmüştür.
2011-2014 yıllarında yıllık ortalama üretim 5,1 milyar kilowatt iken özelleştirmeden sonra yıllık üretim 1,5 milyar kilowatt seviyesinin altına inmiştir.
Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 7’sini karşılarken bugün bu oran binde 3’lere gerilemiştir. Hatta şu an üretim tamamen durmuştur.
Türkiye’nin göz bebeği, başarıdan başarıya koşan Soma Termik Santrali özelleştirme sonrası ciddi bir gerileme yaşamıştır.
Tek Çare: Kamulaştırma
Özyılmaz, Soma Termik Santrali’nde yaşanan krizin piyasa şartları içinde çözülemeyeceğini, santralin devlet eliyle işletilmesi gerektiğini söyledi. Soma’daki yerli kömür işletmelerinin kurtarılması ve yerli kömüre dayalı enerji üretiminin artırılması için kamulaştırmanın şart olduğunu savundu:
“Bugün bu felaketi sonlandıracak tek çözüm Soma Termik Santrali’nin derhal kamulaştırılmasıdır.
Soma’daki yerli kömür işletmelerinin kurtarılması ve yerli kömüre dayalı enerji üretiminin artırılması için tek seçenek, Soma Termik Santrali’nin devlet eliyle işletilmesidir. Bu sorun piyasa hesapları içinde çözülemez.
Termik Santral Soma’nın kalbidir. Termik santralin varlığı sayesinde maden işletmeleri ayaktadır. Santralin kapanması halinde yalnızca termik santral çalışanları değil, maden işçileri de ekmeğinden olacaktır.
Termik santralin kapanması bir cinayettir.
Soma Termik Santrali’nin kapatılması millete, devlete, Soma’ya, kömür üretimine ve enerji güvenliğine suikasttır.
Yerine ne koyuyorsunuz?
İşsiz kalacak olan on binlerce enerji ve kömür işçisine, yüz binlerce insanımıza ne öneriyorsunuz?
Enerji üretimi kâr-zarar hesapları sebebiyle piyasaya terk edilemez. Kaldı ki verilerle de görüldüğü üzere özelleştirme en büyük zararı getirmiştir.
Sürecin başından beri Vatan Partisi’nin önerisi budur. Tek çare kamulaştırmadır. Başka çarenin olmadığını hayat göstermiştir.”
Enerji Güvenliği Milli Güvenliktir
Özyılmaz, açıklamasında enerji güvenliği başlığını da gündeme getirdi. Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Özyılmaz, Doğu Akdeniz, Ege ve enerji güvenliği bağlantısı üzerinden kamulaştırma çağrısını yineledi:
“Türkiye’nin enerji güvenliğinin stratejik önemini anlaması için daha ne gerekiyor?
Özyılmaz, ABD bir Doğu Akdeniz yasası onayladı. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Doğu Akdeniz Geçidi Yasası’nı onayladı. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ‘kilit ortaklar’ olarak tanımlanıyor.
Güney Kıbrıs’a askeri yığınaklar yapılıyor.
Ege’de ABD-NATO namluları Türkiye’ye dönmüş durumda.
İran dersi ortada.
Türkiye bir savaşa hazırlanıyor, milli savunma sanayisini güçlendiriyor, Mavi Vatan Kanunu çıkarıyor.
Bu ortamda Türkiye’nin kritik dönemlerde hayati öneme sahip enerji güvenliğini özel çıkara mı teslim edeceksiniz?
Enerji güvenliğimizi özel çıkara peşkeş mi çekeceksiniz?
NATO güzellemelerinin yanında Rusya ve İran düşmanlıkları yaparak enerji güvenliğimizi mi sağlayacaksınız?
Kamunun gözbebeği kurumlarımızın boğazını sıkarak, küçülterek Türkiye’yi nasıl ayakta tutacaksınız?
Binlerce madenciyi, emekçiyi kapının önüne koyarak, Güney Afrika’dan ucuza kömür getirerek mi ekonomik sorunları çözeceksiniz?
Yerli kömürü rafa kaldırıp yurtdışından ucuza kömür getirerek mi enerji güvenliği sağlayacaksınız?
Soma’yı, Zonguldak’ı, Divriği’ni ve madenlerimizi küçülterek, bitirerek, Türkiye’yi enerjide dışa bağımlı hale getirerek mi bu vatana sahip çıkacaksınız?
Seyitömer, Kangal, Yatağan, Çatalağzı, Yeniköy, Orhaneli, Tunçbilek ve Soma Termik Santralleri satıldı. Elinize ne geçti?
Elbette birilerinin eline geçen geçti ama olan emekçimize, enerjimize, bağımsızlığımıza, madenlerimize ve Türkiye’ye oldu.
Enerji güvenliğimiz ve bağımsızlığımız için kömüre dayalı enerji üretimini artırmak stratejik önemdedir.”
Özelleştirmecilerin Devri Kapandı
Özyılmaz, açıklamasının son bölümünde özelleştirme döneminin sona erdiğini, kamuculuk ve planlamanın yeniden öne çıkması gerektiğini savundu. Vatan Partisi’nin çözüm olarak Üretim Devrimi programını ortaya koyduğunu ifade eden Özyılmaz, hükümeti de sorumluluk almaya çağırdı:
“Bu bir bağımsızlık meselesidir. Milli güvenlik konusudur. Hükümet burada esas sorumludur.
Türkiye’nin çözümü vardır. Soma’nın, Zonguldak’ın çözümü vardır.
Kamuculuğu, planlamayı, üretimi, halkçılığı ve kamu çıkarını yeniden ayağa kaldıracağız.
Özelleştirme devri bitti, kamuculuk ayağa kalkacak.
Madenlerimiz kapatılmayacak, dolar ve borsa vurguncularıyla hesaplaşılacak.
İşçiler ekmeğinden olmayacak, havadan para kazanma devri bitecek.
Devlet küçülmeyecek, rantçılar küçülecek.
Faizciler efendi olmayacak, yeniden üretenler, emekçiler milletin efendisi olacak.”
Pansuman Çözümler Dönemi Sona Ermiştir
Özyılmaz, Soma Termik Santrali meselesinin yalnızca bir işletme ya da borç sorunu olmadığını, işçi ücretlerinden sendikal örgütlenmeye, yerli kömür üretiminden enerji güvenliğine kadar uzanan geniş bir başlık olduğunu söyledi. Özyılmaz açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Soma Termik Santrali sorunu da, sendikal örgütlenme sorunu da, işçilerimizin ekmeği de, maden ocaklarımız da, yerli kömür üretimi de, alacağımız maaşlar da, enerji güvenliğimiz de gelmiş hükümet sorununa dayanmıştır.
Pansuman çözümler dönemi sona ermiştir. Türkiye bu süreçten büyük kararlarla ve bir Üretim Devrimi ile çıkacaktır.
Üreticilerin Milli Hükümeti’ni kurmak için işçinin, emekçinin, madencinin ve üreticinin biricik partisi olan Vatan Partisi görevinin başındadır.”
