Tarihin unutturamadığı Gördesli Makbule, elinde silahıyla ön saflarda çarpıştı. O, direnişin dipnotu değil, tam kalbidir
Manisa’nın Dağlarında Bir Kadın: Gördesli Makbule
Bazı isimler vardır; tarihin kalabalığında kaybolmaz, aksine sustukça daha gür konuşur. Gördesli Makbule de onlardan biridir. Manisa’nın dağlarında yankılanan bir direnişin, bir kadının ve bir halkın ortak adıdır.

Görünmeyenlerin En Görünürü
Kurtuluş Savaşı’nı anlatırken cephe haritalarını, komutan isimlerini, antlaşma tarihlerini ezbere biliriz. Ama çoğu zaman o haritaların üstünde yürüyen yalın ayaklı kadınları görmeyiz. Gördesli Makbule, işte o görünmeyenlerin en görünür olanıdır.
Yirmi Yaşına Sığmayan Bir Mücadele
1902’de Gördes’te doğan Makbule, henüz yirmisine varmadan hayatını vatan mücadelesine adar. Eşi Müftü Halil Efe ile birlikte Kuvayı Milliye saflarına katılır. Elinde silah, sırtında cephane, yüreğinde bağımsızlık… O, sadece “destek olan” bir kadın değildir; doğrudan çatışmaya giren, ön safta savaşan bir Kuvayı Milliye neferidir.
Tarih Kitaplarının Dipnotu Olmayı Reddeden Bir Kadın
Bugün geriye dönüp baktığımızda, “Kadınlar cephe gerisindeydi” demek ne kadar kolay. Oysa Gördesli Makbule, bu cümlenin içini paramparça eder. Çünkü o, Akhisar-Gördes hattında Yunan askerleriyle göğüs göğüse çarpışırken, tarih kitaplarının dipnotu olmayı değil, direnişin kalbine adını yazdırmayı seçmiştir.
Manisa Dağlarının Uğurladığı Kahraman
17 Mart 1922’de, daha 20 yaşındayken şehit düştüğünde, Manisa dağları bir kadın kahramanı uğurlamıştır. Ardında ne uzun nutuklar ne de yazılı vasiyetler bırakmıştır. Ama bıraktığı şey çok daha değerlidir: “Bu vatan kadın-erkek omuz omuza savunulur” gerçeği.
Bir Anma Değil, Bir Hatırlayış
Gördesli Makbule’yi anmak, sadece bir kahramanı hatırlamak değildir. Aynı zamanda bugün eşitliği, özgürlüğü ve onurlu yaşamı savunurken hangi köklerden geldiğimizi bilmektir. Çünkü bu topraklarda kadınlar, yalnızca acının değil, direnişin de adıdır.
Manisa’nın Asıl Değeri
Manisa’nın değeri, sadece zeytininde, bağında, ovasında değildir. O değer, gerektiğinde yirmi yaşında bir kadının, “vatan” diyerek dağa çıkabilmesindedir.
Bugünün Zemini
Ve biz bugün rahatça konuşabiliyorsak, bilmeliyiz ki;
o konuşmaların zemini, Gördesli Makbulenin düştüğü yerde sertleşmiştir.